Almanca Deneme Sınavı Soruları Testi Çöz 5

Almanca Deneme Sınavı Soruları Testi Çöz 5

3. Sınıf Matematik Kesirler Soruları Online Testi

3. Sınıf Matematik Kesirler Soruları Online Testi

3. Sınıf Matematik Doğal Sayıları Okuma-Yazma Soruları Online Testi

3. Sınıf Matematik Doğal Sayıları Okuma-Yazma Soruları Online Testi

Almanca Deneme Sınavı Soruları Testi Çöz 4

Almanca Deneme Sınavı Soruları Testi Çöz 4

3. Sınıf Matematik Grafikler Konusu Soruları Online Testi

3. Sınıf Matematik Grafikler Konusu Soruları Online Testi

2 sene önce admin tarafından yazıldı, kere görüntülendi ve hakkında hiç yorum yapılmadı.

mum söndü,mum söndü nedir,mum söndü tanımı,mum söndü nasıldır,mum söndünün tarihçesi

Öncelikle yazımız iki kısımdan oluşacak. İlk kısımda Alevilik ya da diğer adıylaKızılbaşlarda günümüzde bilinen anlamıyla Mum Söndü olayını ele alacağız sonrasında ise İskender PALA tarafından kaleme alınan ve Mum Söndü olayının nasıl başladığını anlatan yazıyı sizlerle paylaşacağız.
Aslında en fazla yanlış bilinen tabirlerden birisidir “Mum Söndü” tabiri. Birçok kişi Mum Söndü olayını Alevilikte bir ibadet olarak görürler.
Ortaya atılan söylentilere göre Mum Söndü olayı, İbadet halinde olan Alevilerin Erkek ve Kadınlardan oluşan bir odada iken ortamın tamamen karanlık bir hale getirilmesi ve o karanlık ortam içerisinde birbirlerini görmeden ve kim olduğunu bilmeden birbirleriyle ilişkiye girmesi olarak söylenir.
Diğer bir anlatım tarzında ise birbiriyle hiçbir şekilde bağı olmayan iki bakir genç kızı ve erkeğin aynı odada bırakılarak karanlık ortamda ilişkiye girmeleri olarak ele alınır.
Ancak bu söylemlerin ikisi de tamamen yanlış bir tanımlama olup, bir anlamda Alevilik ya da Kızılbaşlık merkezinde yaşayan insanlara yapılan bir hakarettir.
Peki, nedir bu Mum Söndü olayının. Bunu size iki farklı şekilde sunmamız mümkün.
İlk sunacağım örnek aslında bir düşünce ancak ikincisinde sunulacak olan bilgi (İskender Pala tarafından açıklanan bilgi) daha akla yatkın ve mantıklı.
Mum Söndü gerçekte nedir. Bu soruya birçok kişi Osmanlı Devleti döneminde Yeniçeri Ocaklarının Alevileri dinlerini yaşamalarını engellemeye çalıştıkları, bu sebeple Alevi olarak damgalanılan evlere geceleri baskın yaparak dini vecibelerini yerine getirmeye çalışıp çalışmadıkları kontrol edildiği söyleniyor.
Bu sebeple Yeniçeriler evlerine yaklaştıklarında Aleviler evdeki mumları söndürmekte ve ibadetlerine o şekilde devam etmekteymişler. Bu sebeple Mum Söndü lafı ortaya atılmış.
Ancak bu noktada Osmanlı Devletinin halkına her zaman ibadetlerini açıkça ve hiçbir kısıtlamaya mahal vermeden yapma hakkı tanıması gibi bir durum yok sayılıyor ve buna bağlı olarak Osmanlı Devletinin sanki sadece kendi belirlediği dinleri halkının yaşamasına izin verdiği görüşü ortaya çıkıyor.
Konu hakkında eski kaynaklara bakmamda bu konuda bana somut bir delil vermediği için ilk seçeneği es geçiyorum. Ama aşağıdaki yazıyı okumanızı öneriyorum. Bana göre daha mantıklı olan açıklama budur.

İskender Pala ve “Kızılbaşlık ve Mum Söndü” Başlıklı Yazısı…
Anadolu Aleviliğinin tarihsel süreçteki adı Kızılbaşlık’tır. Bu kelimenin içini dolduran anlam yüzyıllar içinde değişmiş, bir zamanlar “Kızılbaşlık gibi unvanımız var” diye övünülen bir isim iken bugün saklanan bir kimlik haline dönüşmüştür.
Alevilere neden Kızılbaş denildiğine dair pek çok rivayet vardır. İsmin kökenini Uhud harbinde Kâinatın Efendisi Muhammed Mustafa’yı savunurken on altı yerinden yaralanıp başlığı al kanlara bulanan Hz. Ali hakkında kullanılmış bir tabir gibi gösterenler yanında, Şamanların kızıl bir başlığa bürünerek ayinlerini yönetmelerinden dolayı işi İslam öncesi dönemlere götürenler vardır. Bu iki uç görüş arasında Kızılbaş adına yorum getiren daha pek çok rivayet mevcuttur. Bu rivayetler günümüz Aleviliğinin çeşitliliğini ve makasın uçları arasındaki geniş yelpazeyi de işaret etmektedir. Yani Kızılbaşlığı Sünni İslam dairesine yaklaştırarak namaz kılıp oruç tutan bir Alevilik ile “Ali’siz Alevilik”i savunarak İslam öncesi Şamanlıkla bağlantı kurmayı tercih eden bir Alevilik arasında gidip gelen kültürel bağ. Başına kırmızı serpuş dolayan bir Alevi dedesinin “Kızıl-baş”lığı her iki uca da hükmetme iddiasında; heyhat!..
Kızılbaş adı Şah İsmail döneminde yaygınlaşıp resmileşmiş ve tarihsel süreçte bir övünç vesilesi olmuştur. İsmail’in babası Şeyh Haydar, Erdebil tekkesi müritlerine on iki dilimli kızıl bir taç giydirip kızıl sarık sarmaya başladığında müritlerini manevi derecelerine göre tasnif edip aynı kızıl başlığı sarıklı veya sarıksız olarak giydirmiştir. İsmail bu uygulamayı devam ettirmiş, şeyhliğini şahlığa tahvil edince de askerlerine, halifelerine, dai ve nökerlerine aynı kızıl başlığı giyindirmiştir. Güçlü bir devlet olup da II. Bayezid ile yaptığı andlaşma gereği askerlerini Anadolu’dan Suriye’ye geçirdiği vakit Anadolu’daki mürit ve muhipleri de kızıl başlık kullanmaya başlamışlar, Yavuz Sultan Selim döneminde de bunu bir kimlik göstergesi saymışlardı. Anadolu Aleviliğinin “Kızılbaş” adını kullanması ve diğerlerinin de onları bu adla anması o yıllarda başlamış, kızıl başlıklar ile beyaz başlıkların savaşı olan Çaldıran’dan sonra da yaygınlaşmıştır. Zaten Türkler arasında başa takılan başlıklara izafeten boy ve oymak isimleri eskiden beri kullanılmaktaydı. Siyah başlık (papak, kalpak) giydikleri için “Karakalpak” veya “Karapapak” diye anılan Türk boyu veya Anadolu’da “Karabörk”, “Karabörklü”, “Kızılbörklü”, “Akbaşlı” ve “Akbaşlar” diye adlandırılmış eski köyler bunun örneğiydi. Keza XVI. yüzyılda Özbek askerleri yeşil başlık kullandıkları için “Yeşilbaşlar”, Karakoyunlular kara başlık kullandıkları için “Karabaşlar”, Osmanlı askeri de beyaz başlık kullandığı için “Akbaşlar” olarak anılabiliyordu.
Şah İsmail’den Sonra Ne Oldu?
Kızılbaş adı bir hakaretin adına dönüştü. Birisine Kızılbaş denildiğinde onu aşağılama ve hamiyetsizlik iması öne çıkar oldu. Osmanlılar döneminde bu adı hakaret için kullananlar daha ziyade resmi ideolojinin temsilcileri idiler ve Kızılbaşlık düşüncesiyle mücadele için bunu yapıyorlardı. Onlara göre, durmadan isyanlara kalkışan, durmadan devletin başına çorap ören bu gruba karşı yaptırım ve cezaları haklı gösterecek bir zemin gerekiyordu. Gel gelelim, ötekileştirme çabası bilhassa Cumhuriyet’in ilanını takip eden yıllarda daha da arttı ve Kızılbaşlık gayr-i ahlakî bir tavır ile tanımlanır oldu. Bunun en belirgin göstergesi de “mum söndü” safsatasıyla örtüştürülerek halkın dimağlarına kazındı. Oysa “mum söndü” ifadesi, Kur’an’ın dışlandığı, imanın içinin boşaltıldığı, tekkelerin kapatıldığı, ibadetlerle birlikte dinî zikir ve tasavvuf adabının yasaklandığı, ibadet esnasında jandarma korkusuyla kapılara nöbetçilerin, sokak başlarına erketelerin konulduğu dönemin anılarını taşıyordu ve anî baskınlara maruz kalmamak için gizli kapaklı semah yapan Kızılbaş grupların bunu ancak mum ışığında yapabilmeleri ve yakalanacakları haberi gelir gelmez, yahut her dinî grup gibi kapıları dipçikle dövülmeye başladığında mumları söndürüp ortamı gizleme gayretlerine yakıştırılan suçlamanın adıydı. Tarihsel süreçte ise böyle bir suç bulunmamaktadır. Nitekim Osmanlı’nın hukuk sisteminde kriminal olayların kafa kâğıdı sayılan kadı sicillerinde buna örnek teşkil edecek dava ve hükümler yer almaz.
Kızılbaşlık geleneğinde mum ile semah ilk kez Şah İsmail ile Kalender Çelebi’nin mülakatlarında gündeme gelmiş, ikisi bir mum yakarak semaha kalkmışlar, mum sönesiye kadar (o zamanki mumların patates misali yamru yumru olduğu ve yaklaşık iki saat kadar yandığı bilinmektedir) vecd halinde dönmüşler ve sonra bitap düşmüşler. Bilahare bazı Kızılbaş gruplar arasında mumlu semah uygulaması kısa bir süre Şah İsmail sünneti olarak tatbik olunmuş, sonra terk edilmiş (Yeni çıkan Şah & Sultan romanımda bu konunun teferruatı anlatılmıştır).
Bana göre Türkiye’mizde barış ve huzur içinde yaşamanın yolu dayatmaları ortadan kaldırmaktan geçiyor. Ermeni, Kürt veya Alevi, başörtülü veya ateist, herkes kendi kimliğine uygun hayatı yaşayasıya kadar karşılıklı anlayış, saygı ve özgürlük ortamını desteklemek zorundayız. Ta ki bir Alevi kendisini “Kızılbaş” olarak tanıtmaktan utanmasın, hatta gurur duyabilsin. Bir “Alevi Açılımı”ndan söz edilecekse bunu başarmak durumundayız.
Yazı Kaynak : http://www.zaman.com.tr/yazar.do?yazarno=1040

kaynak:http://www.akbalix.com/blog

Etiketler :
Yazar: admin
Benzer Yazılar
9. Sınıf İngilizce A1.1 Harf Yayınları Çalışma Kitabı Cevapları
İngilizce A1.1 Harf Yayınları Çalışma Kitabı Cevapları 2014-2015 9. Sınıf İngilizce- sayfa 10 İngilizce A1.1 Harf Yayınları Çalışma Kitabı Cevapları 2014-2015 9. Sınıf İngilizce- sayfa 11 İngilizce A1.1 Harf Yayınları Çalışma Kitabı Cevapları 2014-2015 9. Sınıf İ...
Ertuğrul Konak
Gözlerinin güzelliğine bakarak dökülüyor bu sözler yüreğimden ve ben ilk kez gözlerinin içine bakarak bir kadına onu sevdiğimi söyleyecek cesareti hissediyorum kalbimde. Zaman hiç olmadığından daha hızlı akıyor şu son günlerde, gideceksin biliyorum. Lakin elbet bir...
İzoterm nedir ?
Eş Sıcaklık Eğrisi (İzoterm);Yeryüzünde sıcaklığı eşit olan noktaları gösteren eğrilerdir.Güneş ışınları yeryüzünde her noktaya aynı şartlar altında gelmediği için her yerde sıcaklık eşit değildir. Bir bölgenin sıcaklığı çeşitli etkenlere bağlı olarak değişir. Güne...
HUMUS NEDİR? VE HUMUS’U DEĞERLİ KILAN NEDENLER NELERDİR?
Humus toprak üzerindeki bitkilerin yok olarak toprak altına geçmesi ve uzun yıllar beklemesiyle oluşmuştur. Humus’un oluşması çok uzun bir evrim sonucu meydana gelir. Toprağın üst kademelerinde 10-30 cm aralığında bulunan ince bir tabakadır. Humus’un ekolojik siste...
Henüz yere düşmemiş yağmur damlası
Yere düşmemiş yağmur damlasını sevdinizmi hiç?Ona aşık oldunuzmu peki?Ben oldum..Önce kapkara bulutlar belirir gökyüzünde..İçini bir kasvet kaplar.İçinde bilemediğin tanımlayamadığım bir sıkıntı olur..Siyah bulutlar önce güneşini kapatır.Aydınlığını ve yaşam sevinc...
Ahmet Muhip Dıranas’ın ait olduğu sanat geleneği ve nedenleri
Ahmet Muhip Dıranas’ın ait olduğu sanat geleneğini belirleyiniz. Şiirden hareketle Ahmet Muhip Dıranas Cumhuriyet şiiri içerisinde Öz Şiir anlayışına bağlıdır. Şiirlerindeki ahenk ögeleri, işlediği bireysel temalar, biçim ve söyleyiş kusursuzluğuna ulaşma çaba...
7. Sınıf Türkçe Cem Yayınları Çalışma Kitabı Cevapları Sayfa 24
7. Sınıf Türkçe Cem Yayınları Çalışma Kitabı Cevapları Sayfa 247.Sınıf Türkçe Cem Yayınları Öğrenci Çalışma Kitabı Cevapları, 7.Sınıf Türkçe Cem Web Ofset Yayınları Çalışma Kitabı Sayfa Cevap Anahtarı, 7. Sınıf Türkçe Cem Yayınları Çalışma Kitabı say...
7. Sinif Sosyal Bilgiler Evren Yayinlari Çalişma Kitabi Cevaplari Sayfa 60
7. Sinif Sosyal Bilgiler Evren Yayinlari Çalişma Kitabi Cevaplari Sayfa 607.Sınıf Sosyal Bilgiler Evren Yayınları Çalışma Kitabı Cevapları, 7.Sınıf Sosyal Bilgiler Evren Yayıncılık Çalışma Kitabı Cevap Anahtarı Evren Yayınevi, 7.Sınıf&...
7. Sinif Sosyal Bilgiler Evren Yayinlari Çalişma Kitabi Cevaplari Sayfa 59
7. Sinif Sosyal Bilgiler Evren Yayinlari Çalişma Kitabi Cevaplari Sayfa 597.Sınıf Sosyal Bilgiler Evren Yayınları Çalışma Kitabı Cevapları, 7.Sınıf Sosyal Bilgiler Evren Yayıncılık Çalışma Kitabı Cevap Anahtarı Evren Yayınevi, 7.Sınıf&...
7. Sinif Sosyal Bilgiler Evren Yayinlari Çalişma Kitabi Cevaplari Sayfa 58
7. Sinif Sosyal Bilgiler Evren Yayinlari Çalişma Kitabi Cevaplari Sayfa 587.Sınıf Sosyal Bilgiler Evren Yayınları Çalışma Kitabı Cevapları, 7.Sınıf Sosyal Bilgiler Evren Yayıncılık Çalışma Kitabı Cevap Anahtarı Evren Yayınevi, 7.Sınıf&...
Yorumlar (0)

Bu sitede yayınlanan yazılar kaynak gösterilmeden alıntı yapılamaz.Tüm hakları saklıdır.